Hakim Oktay Kuban kimdir ?
HAKİM OKTAY KUBAN 


12. AĞIR CEZA HAKİMİ OKTAY KUBAN IĞDIR  MELEKLİ KASABASI DOĞUMLU


*BASINDA OKTAY KUBAN İLE  İLGİLİ ÇIKAN HABERLER*


Tahliye başvurusu yapan 19 Balyoz tutuklusunun tamamını serbest bırakan Oktay Kuban nöbetinde de tutuklanması istenen iki muvazzaf general ile 3 suikast şüphelisini serbest bıraktı

HELİN ŞAHİN İSTANBUL
HSYK’nın tartışmalı yaz kararnamesi ile 12. Ağır Ceza üyeliğine atanan Hakim Oktay Kuban, Ergenekon ve Balyoz davalarında Albay Dursun Çiçek’le başlayan tahliye silsilesinde Balyoz’da kindisinden tahliye isteyen 19 tutukluyu serbest bırakarak yüzde 100’lük bir istatistiğe ulaştı. ‘Balyoz’da HSYK yaz kararnamesi ile atanan 3 hakime tahliye başvurusu yapmayan 6 şüpheli, cezaevinde kaldı. Savcılar Kuban’ın tüm tahliye kararlarına itiraz etti.

NÖBETTE ALDI 4 GÜN SONRA KARAR VERDİ

Balyoz Darbe Soruşturması tutuklusu 19 şüpheli, geçtiğimiz hafta nöbetçi olan Oktay Kuban’a tahliye başvurusu yaptı. Bir aydır “Balyoz sanıkları Kuban’ın nöbetini bekliyor” iddiaları konuşulurken, Kuban nöbette aldığı tahliye başvurularını nöbetten 4 gün sonra karara bağladı. Kuban, emekli Org. Çetin Doğan’la birlikte 19 Balyoz tutuklusunu serbest bırakarak kırılması zor bir rekora imza attı.

KUBAN’IN GEREKÇESİ DE ‘SOSYAL STATÜ’ 

12. Ağır Ceza Hakimi Kuban, tek başına 19 sanığı tahliye ederken, ‘delil durumu’, ‘sosyal statüleri’, ‘kaçmayacakları’, ‘delilleri karartamayacakları’, ‘suçun tarihinin eski olması’, ‘aynı suçtan bazı şüphelilerin savcılıktan serbest bırakılması, bazılarının çıkarıldıkları mahkemelerce, bazılarının da tutuklu kaldıktan sonra itiraz ettikleri mahkemelerce serbest bırakılmasını’ gerekçe olarak gösterdi. 9 Balyoz şüphelisini serbest bırakan 9. Ağır Ceza Heyeti de Mahkeme Başkanı Nurettin Ak’ın karşı oyuna rağmen aynı gerekçelerle tahliye kararı vermişti.

YAZ KARARNAMESİ HAKİMLERİ BIRAKTI

Çarşamba günü, yine HSYK’nın yaz kararnamesi ile İstanbul’a atadığı hakimler Yılmaz Alp ve Tuncay Aslan’ın oylarıyla 9. Ağır Ceza Heyeti de 9 Balyoz tutuklusunu tahliye etmişti. Böylece tartışmalı yaz kararnamesi ile atanan 3 hakim 2 günde 28 Balyoz tutuklusunu serbest bıraktı.

KUBAN’A GİTMEYEN CEZAEVİNDE KALDI

Balyoz tutuklusu emekli Tuğg. M. Kaya Varol, emekli Albaylar Emin Küçükkılıç, A. İhsan Çavdaroğlu, muvazzaf Yarbay Ertuğrul Uçar, muazzaf Albay Murat Özçelik ve Astsubay İmdat Çolak ise Kuban’a tahliye talebinde bulunmadı. Albay Cengiz Köylü önceki gün Balyoz’dan tutuklandı.

Çetin Doğan GATA’ya yattı

Balyoz Darbe Planı kapsamında tutuklandıktan sonra avukatı aracılığıyla “Çok hastayım ama GATA’ya sevk edilirsem Gatakulli yaptı derler” diyen emekli Org. Çetin Doğan, tahliyenin ardından dün GATA’ya yattı. Avukatı Celal Ülgen, “İvedi olarak ameliyat” kararı verildiğini ve Doğan’ın  5 Nisan’da ameliyat olacağını söyledi.

Kuban bıraktı heyet tutukladı

Masonlara suikast iddiasıyla Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edilen ve nöbetçi Hakim Oktay Kuban tarafından serbest bırakılan Avukat Yusuf Erikel, yayıncı Hakan Arıkan ve Hayri Bildik için tutuklama kararı çıktı. Savcı Öz’ün, Kuban kararına itirazını görüşen 12. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, üç isim hakkında yakalama kararı verdi. 

Savcılardan jet itiraz

Oktay Kuban’ın 19’da19 yaparak tüm tahliye başvurularını kabul etmesine Balyoz soruşturmasını yürüten savcılardan jet itiraz geldi. Özel yetkili savcılar Süleyman Pehlivan, Bilal Bayraktar, Ali Haydar ve Mehmet Berk, Kuban’ın verdiği kararlara İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine itirazda bulundu. Savcıların itirazını değerlendirecek heyete Oktay Kuban giremeyecek. Heyette, Mahkeme Başkanı Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu ve üye hakimler Mehmet Karababa ile Mehmet Erdoğan yer alacak. Balyoz savcıları Oktay Kuban’ın, Korgeneral Yurdaer Olcan ve Tümgeneral Abdullah Dalay’ı tutuklamamasına da itiraz etti.

İki ayrı Ağır Ceza Heyeti ‘Doğan tahliye olamaz’ dedi

Balyoz Darbe Planı soruşturması kapsamında tutuklamalar İstanbul Nöbetçi 10 ve 11. Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yapıldı. Çetin Doğan ile diğer şüphelilerin avukatları nöbetçi hakimin kararına karşı 10 ve 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyetleri ile 11. Ağır Ceza Nöbetçi Hakimliği’ne itiraz başvurusu yapmıştı. 10. ve 11. Ağır Ceza Mahkemesi Heyetleri, tahliye taleplerini, “mevcut delil durumu, suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesi” gerekçeleriyle reddetmişti.




 

Oktay Kuban'ın Atamasını Kim İstedi?

HSYK Üyesi İbrahim Okur habertürk ekranlarında gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
 

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, ilk kez HABERTÜRK TV'de Yasemin Güneri'nin sorularını yanıtladı.

Okur, HSYK seçimleri, Zekeriya Öz'ün özel yetkili savcı olarak atanması ve Balyoz sanıklarına tahliye kararı veren mahkeme başkanının Eskişehir'e tayin edilmesiyle ilgili önemli açıklamalar yaptı.

"HSYK SEÇİMLERİNDE ADALET BAKANLIĞI'NIN HERHANGİ BİR LİSTESİ YOKTU"

Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevindeyken HSYK Üyeliği için aday olan ve kamuoyunda tartışma yaratan İbrahim Okur, HSYK seçimlerinin yapıldığı süreçte Adalet Bakanlığı'nın bir listesi olduğu ve bu listedeki isimlerin tamamının seçimleri kazandığı iddialarıyla ilgili şunları söyledi:

"Böyle bir liste söz konusu değil. YARSAV'ın desteklediği adaylar vardı. Biz de bazı arkadaşlarla birlikte hareket etme kararı aldık, doğrudur. Bir listenin Adalet Bakanlığı'nın listesi olması için bakan ve müsteşarın bazı isimleri belirleyip 'bunlar bizim adayımızdır, bunları destekleyin' deyip teşkilata sunması gerekir. Bizim adaylığımızda böyle bir durum söz konusu değil. Biz şunu yaptık. Karşımızda blok olarak hareket eden bir dernek var. Bu derneğin karşısında şansınız olmayacağını görürseniz, ister istemez birileriyle,seçim öncesi birlikte çalışma ve birlikte hareket etme kararı verirsiniz. Bu çok normal bir durum. Beraber hareket ettiğimiz arkadaşlar vardı. Beraber hareket ettiğimiz insanlarla başarılı olduk."

"ZEKERİYA ÖZ'ÜN YETKİLERİNİN ALINMASINA HSYK KARŞI ÇIKTI"

İbrahim Okur, Ergenekon Davası Savcısı Zekeriya Öz'ün Beyoğlu'na düz savcı olarak atanmasına ilişkin taslağın da Adalet Bakanlığı tarafından hazırlandığını ve HSYK'ya sunulduğunu belirtti.

Okur, taslağa dönemin HSYK Başkanvekili ve Hizbullah'ın tahliye kararına imza atan dairenin başkanı Mahmut Acar'ın da bulunduğu kurul üyelerinin karşı çıktığını açıkladı. İbrahim Okur, aynı zamanda Zekeriya Öz'ün neden özel yetkili mahkemeye savcı olarak atandığına ilişkin bilgileri de HABERTÜRK'e açıkladı. Okur'un anlattıklarına göre, Savcı Öz eşi çalışmadığı için özel yetkili mahkemelerde görev almak istedi. Çünkü, özel yetkili mahkemelerde görev alanlara lojman tahsisi sıralamasında öncelik tanınıyordu.

 

Avukatların itirazı
Sanık avukatları Hakim Oktay Kuban'ın nöbetçi olduğu dönemde bu karara itiraz ettiler. Avukatlar müvekkilerinin ifadesini içeren tutanakları ve bilirkişi raporlarını alamamalarının "savunma hakkının kısıtlanması" anlamına geldiğini düşünüyorlardı.
Avukatların bu iddialarına hukuksal dayanakları da vardı. CMK'nın 153. maddesi avukatlara bu hakkı veriyordu. Kanun maddesi şöyleydi:
"MADDE 153.- (1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.

(2) Müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, sulh ceza hakiminin kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir.

(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz."

Sanık avukatları, CMK'nın 153. maddesinin 3. bendinin kendilerine dosya hakkında kısıtlama getirilse dahi, kısıtlamanın "şüphelinin ifadesini içeren tutanak ve bilirkişi raporları" için geçerli olmayacağını savunuyordu. Hakim Oktay Kuban avukatların itirazını değerlendirdi. 30 Mart tarihinde savunma lehinde karar verdi. Kuban'ın verdiği karara göre sanık avukatları söz konusu belgeleri görebilirlerdi.
Ancak Kuban'ın karar verdiği gün savcılar karara itiraz ettiler. Dün Türkiye'nin gündemine gelen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Başkan Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu ve üye hakimler Mehmet Karababa ile Mehmet Erdoğan, Kuban'ın verdiği kararı iptal etti. Avukatlara müvekkilerinin dosyaları yeniden kapatıldı.

Kuban boy hedefi
Hakim Oktay Kuban bu kararından sonra da hükümete yakın medyanın boy hedefi haline geldi. HSYK'nın Kuban'ı İstanbul Ağır Ceza Hakimliği'ne atamasının ardında art niyetler arandı.
Oysa konu bir hukuk içtihadıydı.
Bu yorumu kimi hakimler sanık lehine kimileri ise sanık aleyhine kullanıyordu. Türkiye'de insan hak ve hürriyetlerine uygun olmadığı gerekçesi ile sık sık eleştirilen Terörle Mücadele Yasası genellikle sanıkların aleyhine hükümler içeriyordu. Kuban takdir hakkını bu yönde kullanmadı. Avukatların en doğal hakkı olan ve CMK'da belirtilen müvekkilerinin ifadelerine ulaşma hakkını tanıdı. Kısacası Kuban hukuku daha "özgürlükçü" bir üslupla yorumlamıştı.
Peki hükümete yakın medyanın hedef haline getirdiği Kuban'ın bu kararının aynısını daha önce hangi hakimler vermişti?

Ergenekon Hakimleri aynı kararı verdi
Ergenekon Davası sanıklarından Emcet Olcaytu'nun avukatı Murat Bülent Hattatoğlu, Ergenekon Davası Hakimleri'ne dosyaya ilişkin avukatlara konan kısıtlama kararının kaldırılmasını istedi. Ergenekon Davası Hakim Heyeti, Başkan Köksal Şengün ve mahkeme üyeleri Hasan Hüseyin Özese ile Sedat Sami Haşıloğlu, talebi inceledi. 9 Ekim 2008 günü aldıkları 2008/560 nolu kararın 2. madesinde şu sonuca vardılar: "CMK'nın 153/3 maddesine uyarınca şüpheli Emcet Olcaytu'nun ifadesini içeren tutanaklar ile bilirkişi raporları ve adı geçen şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanakların bu şüpheli müdafiline verilmesine..."
Kafanız karıştı değil mi?
Aynı mahkemenin hakimlerinin birbirinden bu kadar uzak kararlar vermesi gerçekten şaşırtıcı. Ancak sanıkların savunma haklarını kısıtlayan kararları veren hakim ve savcılar, hükümete yakın medya tarafından örnek hukuk insanı profili olarak tanıtılırken, bu kısıtlamaya karşı yönde yorumda bulunan ve tutukluluğu bir tedbir olmaktan çıkaran hakimler suçlu ilan ediliyor.
Hakim Kuban'ın Balyoz Soruşturması'nın tahliye kararlarında, Albay Dursun Çiçek'in tutuksuz yargılanması kararında ya da yukarıdaki gibi sanık avukatlarına soruşturma dosyasındaki kısıtlamayı kaldıran kararlarında tartışılmasının ve hedef haline gelmesinin nedeni bu.
Bu da yargının siyasal bir çatışma alanı haline geldiğine en büyük kanıtı oluşturuyor.
Türkiye'de hukuk adına gelidiğimiz noktanın özeti bu.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi dün tarihi bir karar aldı. Mahkeme Heyeti, 1 Nisan günü Hakim Oktay Kuban'ın Balyoz Soruşturması'nın 21 tutuklu sanığı hakkında verdiği tahliye kararını ortadan kaldırdı. Sanıklar mahkemenin kararından sonra yeniden cezaevine girecek.
12. Ağır Ceza Hakimleri aldıkları kararda Kuban'a da eleştiride bulundu. Heyet "Hakimin yasa ile çerçevesi çizilmiş, takdir hakkının kullanılması şeklinde ortaya çıkan tutuklama ve tahliye kararlarında bu takdir hakkı sınırsız, sorumsuz ve keyfi kullanılamaz” diyerek Kuban'ın daha önce verdiği kararın "keyfi" olduğunu savundu.
1 Nisan'da Hakim Oktay Kuban'ın "kuvvetli suç şüphesi yok" iddiasıyla verdiği kararın, 3 gün sonra aynı mahkemeye üye hakimler tarafından "kuvvetli suç şüphesi var" şeklinde yorumlanması kafaları karıştırıyor.
Gündemi ilgilendiren konularda yargının birbirine bu denli zıt kararlar vermesi, yargı kurumu içerisinde bir çatışmanın olduğu kanaatini güçlendiriyor.
Gerçekten de Hakim Oktay Kuban'ın hükümete yakın medya tarafından boy hedefi haline gelmesi meselenin hukukun ötesinde kaynakları olduğu kanısına neden oluyor.
Peki neden Hakim Oktay Kuban hedefte?
Neden Kuban'ın hakim olarak verdiği takdir hakkı bir başka hakim tarafından "hukuksuz" olarak kabul ediliyor?
Kuban yetkisini nasıl kullanıyor?
Hakim Oktay Kuban daha önce hangi tartışılan karara imza attı?
İsterseniz meselenin ayrıntılarına başka bir açıdan bakalım..



.."KUBAN KENDİ İSTEĞİYLE TAYİN OLDU"
Okur,  Balyoz davasında verdiği tahliye kararlarıyla gündeme gelen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Kuban'ın yetkilerinin neden alındığına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Okur, Kuban'ın kendi talebiyle Eskişehir'e gittiğini ve hatta atama nedeniyle teşekkürlerini ilettiğini söyledi




 

    HAKİM OKTAY KUBAN NEDEN HEDEFTE?     
                  
Avukatlara dosya yasak
Balyoz Soruşturması'na bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Tümamiral Ali Semih Çetin, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri ve Yarbay Ertuğrul Uçar'ın avukatlarına müvekkilerinin "ifade tutanakları, hazır bulundukları işlemler ve bilirkişi raporları"nı vermiyordu.
Avukatlara müdahil oldukları davada bilgi sınırlaması getirilmesinin gerekçesi Terörle Mücadele Kanunu'nun 10/d maddesiydi. İlgili madde şöyleydi: "Müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir"
Kısacası davanın savcıları bu maddeyi gerekçe göstererek mahkemeye avukatlarının sanıkları hakkındaki belgeleri görmemesi için başvurmuş, mahkeme hayeti de bu talebi kabul etmişti.

Reklam
 
YONTMA TAŞ DEVRİNDEN GÜNÜMÜZE MELEKLİ
 
BEŞ BİN YILLIK YERLEŞKE
YONTMA TAŞ DEVRİNDEN GÜNÜMÜZE MELEKLİ
bugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik ve prehistorik (tarih öncesi) araştırmalar, bölgedeki yerleşmelerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin bir çok medeniyete ve uygarlığa beşiklik ettiğini ortaya koymaktadır. Iğdırın Melekli Beldesi Kültepe mevkiinde bulunan kara obsidiyen taş aletlerle, çakmak taşından yapılmış aletler, mezolitik (yontma taş) devrin bölgede de yaşandığını göstermektedir. Iğdır (Melekli) ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik araştırmalar sonucu, Iğdır bölgesine ilk yerleşen kavim Orta Asya'dan (M.Ö. 4000) tarihinde gelen Hurriler'dir. Asyanik adı altında isimlendirilen bu toplulukla birlikte gelen diğer kavimler önce insanlık açısından önemli olan polan madenleri ve yazıyı keşfetmişlerdir. Selçuklular, Kayılar gibi bir çok Türk Boyuna ev sahipliği yapan Melekli Urartular Moğollar, Çingizler, İlhanlılar Celayırlılar, Karakoyunlular Akkoyunluların hakimiyetine girmiş, ayrıca Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan ve selçuklu hükümdarı Melikşah’ a da mekan olmuştur. Yukarıdanda anlaşılacağı gibi 5000 yıllık bir tarihi olan melekli beldemizin tarihini korumalı bu hususta açık hava müzesi , kültür sanat galerisi gibi çalışmalar yaparak meleklinin tarihini gelecek nesillere aktarmalıyız.
KIRIM’DAN TÜRKİYE’YE KIRIM TATAR GÖÇLERİ
 
KIRIM’DAN TÜRKİYE’YE KIRIM TATAR GÖÇLERİ
Doç. Dr. Hakan KIRIMLI
(Bilkent Üniversitesi)

Kırım’dan Türkiye’ye kitle göçleri, esas olarak 1783’de Kırım Hanlığı’nın ortadan kaldırılarak Rusya İmparatorluğu’nun Kırım’ı ilhâkını müteakip gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, 1783 öncesinde de Kırım’dan Osmanlı topraklarına pek bilinmese de, azımsanmayacak boyutlarda göçler olmuştur. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti arazisi üzerinde Kırım’dan gayet eski tarihlerde gelmiş insanlara ait muhafaza edilebilmiş veriler mevcuttur. Meselâ, XVI. asrın son çeyreğinde Altın Orda Hanı Toktamış Han tarafından Kırım’dan binlerce Kıpçak’ın (o dönemde henüz Osmanlı hâkimiyetinde olmayan) Kars ve Iğdır havalisine iskân edildiğini biliyoruz. Günümüzde Iğdır ve çevresinde başta MELEKLİ olmak üzere Karakoyunlu ve Taşburun civarında bir çok kırım tatarı yaşamaktadır, bu bölgede çok ünlü bir sülâle olan Hatunoğulları daha Kırım Hanlığı kurulmamışken bölgeye yerleştirilen bu insanların soyundan gelmektedir. bu doğrultuda yapılan bir çok araştırmada (Nihat Çetinkaya) Meleklide kulanılan lehçenin kırım Tatar kıpçak lehçesi olduğu kanıtlanmıştır.
MELEKLİ İNSANININ DEMOGRAFİK YAPISI:
 
MELEKLİ İNSANININ DEMOGRAFİK YAPISI:
Melekli Iğdır Merkez ilçeye bağlı yaklaşık 6000 nüfusa sahip bir kasabadır, nüfusunun büyük çoğunluğu yerli TATAR Türklerinden oluşmaktadır, Erivan, Nahçivan, Tebriz, Hoy, Türkleride Meleklide belli bir nüfusa sahiptir, ayrıca bir çok kaynakta Moğolların (Çağataylar) Anadolu seferinden sonra bir kısmının Erivan bölgesine yerleşmesi ve daha sonra buradaki Moğolların 19.Yüzyılın başlarında göç ederek Melekli ye yerleştikleri sanılmaktadır. yapılan bir çok incelemelerde Meleklide konuşulan dil Azerbaycan Türkçesi ağırlıklı olup Kıpçak yada Çağatay lehçesinin yaygın olduğunu anlaşılmaktadır. Melekli nüfusunun büyük bir bölümünü gençler teşkil etmekte ve genellikle sima olarak badem gözlü orta asya halklarını anımsatan görünüşe sahiptirler.
GELENEKLERİNE BAĞLIDIRLAR
 
GELENEKLERİNE BAĞLIDIRLAR: Kasaba halkı geleneklerine,örf ve adetlerine oldukça bağlıdır. Misafirperverlik, kasaba halkının önde gelen özelliklerinden biridir. Bu nedenle kasabaya dışarıdan gelen öğretmen, imam, doktor ve hemşireler köylüler tarafından el üstünde tutulur.
1960' li yıllarda köyümüzde iş sıkıntısı olmadığından ve melekli topraklarının verimli olmasından dolayı ığdırın diğer köyleri kadar dışarıya çalışmaya giden fazla olmamıştır. Fakat artan nüfusla birlikte köyümüzde devlet dairelerine yerleşenlerin sayısında üst düzeyde bir artış olmuş ayrıca almanya, isviçre, hollanda, belçika, abd, romanya ve metropol şehirler başta olmak üzere melekli nufusuna kayıtlı 15 binin üzerinde hemşerimiz olduğu bilinmektedir. kısacası gittiğiniz her yerde ve her kamu kuruluşunda bir melekli insanına rastlamanız mümkündür. Melekli kendi sadeliğini koruyarak dışarıdan fazla göç almamıştır.%70 i birbiriyle akraba olan ve kendi aralarında içli dışlı olan bu güzide kasabada her türlü yardımlaşmanın had safhaya ulaşmış olması ayrı bir güzellik ve neşe kaynağıdır Melekli insanı Iğdır ve çevresinde orta Asya Türk kültürünü en iyi yaşatan belde olarak tanımlanır, devlet geleneklerine oldukça bağlı ve Cumhuriyetçidirler, Nevruz kutlamalarının en iyi yapıldığı yer ve 1930 lu yılardan beri Atatürkün çıkarmış olduğu şapka devriminin Iğdır bölgesinde en çok uygulandığı yer olarak bilinir ayrıca yaşlılar ve gençlerde kılık kıyafet çağımıza uygun ve moderndirler.

GEÇİM KAYNAĞI: Iğdır ovasının en verimli arazilerine sahip olan Melekli genelde tarım ve hayvancılıkla uğraşır büyükbaş hayvancılıkta önemli statüye sahip olan Melekli ayrıca kavun, karpuz, domates, patlıcan, biber, buğday, arpay, mısır , ayçiçeği, elma, kayısı, armut, şeftali, erik ve kavak yetiştiriciliği başlıca geçim kaynaklarındandır, son zamanlarda seracılıkta Iğdır da marka haline gelen melekli nahçivan iran Ermenistan yolu üzerindeki güzergahın belediye tarafından imara açılmas ı ve fabrikaların burada yoğunlaşmasıyla Iğdır ın en önemli sanayi ve yatırım bölgesi haline gelmiştir, son zamanlar Iğdır halkının Melekli asfalt boyunca mesire ve dinlenme alanı olarak marka haline gelen semaver çayları, mangal ve kendin pişir kendin ye tesisleride belde ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır.
 
şu ana kadar 80827 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
MELEKLİ HÜRSES GAZETESİ